Bakan Fidan'dan "kılıç kını" açıklaması: "Geri adım atmayız"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TGRT Haber’in konuğu oldu. Fidan, Gündem Özel programında Genel Yayın Koordinatörümüz Yücel Koç ve yazar Sevil Nuriyeva’nın sorularını cevapladı. Bölgede ve dünyadaki son gelişmeleri değerlendiren Bakan Fidan şunları aktardı:
"NETANYAHU, İKİNCİ HİTLER"“İsrail yayılmacılığının bölge için büyük bir tehdit olduğu netlik kazandı. II. Dünya Savaşı’nda Hitler’in ortaya koyduğu Yahudi soykırımından sonra oradaki acıyı başkasının acısına dönüştüren bir mekanizma ile karşı karşıyayız. Netanyahu’nun arkadaşlarıyla birlikte uyguladığı tarihsel çılgınlık, Hitler çılgınlığının tekrarı. Bu konuda dünyanın retoriği, dili, anlatısı değişti. İsrail’in dokunulmazlığı konusunda oluşan illüzyon dağıldı, gitti. Geldiğimiz noktada Avrupa ülkeleri dâhil artık Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda adımlar atılıyor. ABD siyaseti içerisinde de bölünmeler var. Dünyanın geri kalan kısmı zaten Filistinlilerin yanında. Birbirine düşman olmayan iki ayrı devlet istiyorlar. İsrail’in destekçilerinin daha fazla görünür olma lüksü kalmadı. Günün sonunda herkes hesap vermek durumunda. Tarihî bir döneme şahitlik ediyoruz. Dünyada siyonizmin kuşatması altındaki sistemin nasıl çözüldüğünü görüyoruz. Artık İsrail mutlak yalnızlıkla karşı karşıya. ABD artık İsrail konusunda uyguladığı politikaların insanlık namına savunulabilir olmadığını anladı. Dünyaya deklare ettikleri ne kadar değer varsa şu anda onu çiğneyen bir ülkenin kayıtsız şartsız savunucusu durumuna düşüyorlar. Orta ve uzun vadede ABD iç siyasetinde sorgulamalar yaşanacak.”
Netanyahu’nun “Osmanlı İmparatorluğu yakın zamanda geri dönmeyecek” sözleriyle ilgili de Fidan “Bütün dünyanın soykırım diye tanımladığı bir gerçeklik var. Bu adamın yapmak istediği bunun üstünü örtmek. Her ülkedeki Siyonist yapıyı devreye sokarak, kendi yerel siyasetleri üzerinden esir almaya çalışıyor. Çok şükür bizim yerel siyaset üzerinden esir alınacak bir karakterimiz yok. Onun için dış aktörlerden hedef alıyorlar. Dünya Yahudi toplumu içinde de büyük bir bölünme var. Netanyahu’nun ortaya koyduğu bu tarihsel çılgınlık, kendilerinin kınadığı Hitler çılgınlığının devamı. Bu konuda ülkemizde muazzam bir birlik var, bununla gurur duyuyorum” dedi. Fidan, şöyle devam etti:
YUNANİSTAN’A UYARITürkiye, Yunan iç siyasetinde bir numaralı konu. Siyasi aspirin gibi... Ülkede herhangi bir problem varsa Türkiye’yi, Akdeniz’i, Ege’yi gündeme getiriyorlar. Şartlı refleks teorisi oluşmuş durumda. Cumhurbaşkanı’mız hiçbir liderin almadığı riskleri alarak bu konuların üzerine gitti. Bizim onlarla polemiğe girmekten bir çekincemiz yok. Tavsiyem, Türk aleyhtarlığından çıksınlar.
Bizim temel stratejimiz Libya’nın birliği ve bütünlüğü. Libya’nın çok büyük bir yüz ölçümü ve başta enerji kaynakları olmak üzere yer altı zenginliği var. Biz diyoruz ki ‘Burada bir daha savaş olmasın’. Bunu mümkün kıldık. Libya’daki askerî varlığımızı çatışmanın çıkmaması için kullandık. Her iki tarafla da bunu engelledik. Türkiye’nin katkısı büyük.
"SOYKIRIMI ÖRTMEYE ÇALIŞIYOR"Ben bir takım oyuncusuyum. Kaptanımız ise Cumhurbaşkanı’mız. Yerim dış politika. Ben rolümü en iyi şekilde hayata geçirmeye çalışıyorum. Üzerimizde bir emanet var. Gaflet içerisinde olamayız. Bu emaneti iç politikada ucuz siyasi konulara malzeme yapmamaya çalışıyoruz. Yunan siyasetçilerin düştüğü hatalara düşmemeye çalışıyoruz. Karalamalar hukukun konusu.
Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kılıç göndermeli mesajıyla ilgili bir soru üzerine şunları söyledi:
Biz kadim bir devlet geleneğinden geliyoruz. Zor bir geçmişimiz oldu, muhtemelen zor bir geleceğimiz olacak. Biz, bize düşmanlık yapılmadığı sürece herhangi bir sebepten dolayı bir politik etniteye, bir gruba düşmanlık eden yapımız yok. Uyarımız, Türkiye’nin güvenliğini, geleceğini, millî çıkarlarını, halkın refah ve huzurunu hedef alan, bunları bozmaya çalışan odaklara yönelik. Biz stratejimizi uzun zaman önce değiştirdik. Sınırımızda bir tehdit oluştuğu zaman gelip bizi vurmasını beklemiyoruz. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’mızın bu konularda verdiği mesajlar saldırgan bir dil değil; ‘Bize düşmanlık yapmadığınız sürece biz kimseye düşmanlık yapmayız. Ama yaptığınız zaman da geri adım atmayız’. Türkiye’nin ulusal güvenliği tehlikeye düştüğü zaman sınırlarımızın ötesinde yaşayan kardeş, akraba olduğumuz başta Kürtler, Türkler ve Araplar olmak üzere bizim burada yardıma gitmemiz, düzeni sağlayıcı bir güç olmamız tarihî zorunluluk. Emperyal projeleri görüp profesyonel tedbirler almak gerekiyor. Suriye’de sadece YPG/SDG yok. Birçok Kürt partisi var ve bunlar Türkiye’nin dostu, ‘Biz yüzümüzü Ankara’ya dönüyoruz, yardımcı olun’ dediler. Biz bunlara destek veriyoruz. Diğerleri fırsat kolluyor, kriz çıksın diye bekliyor, Şam’la ortak hareket etmiyor. Bu da kimsenin kabul edeceği bir şey değil.
mynet